Hattat Mustafa Cemil Efe  

 Şehirler ve Şehir…

Gülünen, ağlanan, düşünülen ve yanılan her şehir gibi bir şehir. Kahreden her şehir gibi ve yücelten. Ahmak aşkların, gündelik telaşların, hayallerin ve hayaletlerin olduğu her şehir gibi bir şehir. Soğuk, sıcak ve ılık olabilen her şehir gibi. Kan akan, ölünebilen, öğrenilen ve öğretilen.

Her şehir bir başkasının aynı gibi, her şehirde katiller ve alimler , her şehirde bir ben, bir siz. Her şehir asfalt, her şehir toprak, her şehir bina. Eski ve yeni gözyaşlarıyla sulanmış her şehir.

Yorgun yaşlıların, çeşmelerin, sebillerin, camilerin her şehir. Bir küçük medresenin. Bir ilmin, bir yaprağı her kitabın, bir cildi, bir mürekkebi. Bir kalem gibi, kelam gibi, rüzgâr gibi her şehir.

Adımlarını bir dilenci gibi yavaş ve gamsız, bir ihtiyar gibi aynı, bir ayna gibi hayalatla, ve kolcu gibi, essesbaşı mamurluğunda, pazubetleri çatlamış tokatçılar ve sağ elsiz solaklar gibi atarsın. Bir sefere çıkar gibi ihtişamla, güller içinde, saçakları buz tutmuş damlarda kızlarıyla atarsın. Ruhuna bir şarkı fısıldanır, hicaz, mahur, saba bilinmez, duymaz gibi dinlersin, her şehirde bir türkü söyler gibi yürürsün, yürürsün…

Benim şehrim gibi her şehir. Acılı elbet, sancılı, bilmeyen ve konuşanların varlığı gibi var olan bir şehir. Sabah olsun diye gecenin, gece gelsin diye günün varlığına kaim, kış olsun diye yaza, yaz gelsin diye nevbahara hasret kuşların, uşakların, paşaların, hahamların, havraların, minarelerin olduğu bir şehir. Her şehir gibi, her şehir. Bu şehir gibi söz.

Şimdi soğuk zamanı. Şimdi gam ve telaş zamanı, heyecan, can ve kan zamanı.

Bekliyorum… neyi bilmeden beklenen her şehirde bekleyenler gibi bekliyorum. Bin yıllık bir medreseye bakan cumbada, hiç de neler geldi, neler geçti sormadan bekliyorum. Kar donmuş kan gibi bekliyorum. Harami vurmuş kervan gibi bir ağaca yaslamış başımı, kim celladım diye bekliyorum. Bu şehrin mi verdikleri, yoksa bu şehre mi verdiklerim bilmiyorum.

Camlar buza kesti, soğuk en içimde, boğuk sesler duyuyorum. Her şehri, her şehir bitirirdi Allah olmasaydı.

Nice kavimler helak oldu nice şehirlerde, her dolunayda uludu kurtlar şehrin dağlarında, ezanlara karıştı şafaklar, gün geldi, gece geldi. Ruhlarda oynaştı rakkaseler. Yahya ve Harun ve Lut ve Musa geldi, Davut da onlara benzedi. Ölümlüler için ölüm saçan şehirler geldi. Her şehrin bir delisi, bir velisi olmalı ya var işte olanca aslıyla. Gün deliler günü ya koy bir kenara. Bin akçe saçar gibi zembillerden, bir akça ihtiyar geldi. Dedi ki; evlat karardı gündüzler, kaç şehirden kenara, bir ırmak kenarında aç kartalları seyret hayretle, bir okyanus sahilinde martılara karış, açıl uçsuz bucaksız gemiler gibi şehir olmamış yerlere. Bir sen kalmışsan, bir senden daha kalmış demektir. Kaç ve arkana bakma, yoksa bildin, sende helak olursun…

Dedim ki; eyvah, ben bildiklerimi yalan, duyduklarımı sessiz sanırdım, konuştum mu susarım sanmıştım. Baktıklarım ırmaklardan yeşil, martılardan özgür sanırdım, kandırıldım, belki kandırdım öyleyse.

Dedi ki; sus evlat. Suyun rengi değişti…

Şehirler vardı aklımı boz bir nehir gibi allak bulak eden. Ve şehirler var içinde bin kilide vurulduğum. Süleyman ve erleri gelse demek kadar ahmakça şimdi çırpınışlarım, kapılmış bir hazan seline gidiyorum da duymuyorum dedim…

Dedi; sus…

Sustum sandım. Hep yalpalayarak, bir topal gibi, abdestsiz namaza durmaya benzer gibi, kirli bir Hindu gibi, az yalancı Şamanlara döndüm. Kapıldım rüzgârına eyvah… sürüklenen bir sal gibiyim şimdi, alaca atlar koşuştururken yanımda,  kene tutmuş katır sırtında satırlara dizilmekteyim.
“Hey koca şehir” dedi zembilinden yakutlar saçan akça ihtiyar.

“Ey koca şehir” dedim.
“Koca şehir” dedi bu kez ihtiyar.
“Şehir” dedim “ne demek?”
Bilemedi…

Akşam gibi günler yaşar şehirler yaşlanırlarken. Efsunlu sokaklar geliverir eski şehirlerden, o hiç kimsenin duymadığı, duysa da anlamadığı, anlasa da anlatamadığı ses… o eski şarkı, şiir ve hikayat gibi, şu çocukları ağlatan, zikrettiren beyaz tenlilere, mescitleri dolduran hikayat. Ben diyeyim 1000 yıl siz diyin ki 1… ne bini kalmış ne biri demek gelse içimden durmaz başlardım anlatmaya… “her hikayat bir şehirdir” dedim… ihtiyar “sus evlat dinle hele gerisini, ben diyeyim yüz yıl sen de 10 yıl evveldi yolcu geleli. Kan bürümüş çehresiydi sıcaktan kararan, dudaklarıydı susuzluktan kuruyan, avuçlarında bir tutam saçla yollara dökülmüş oydu. Bir bilsen ne söyledi, bir anlayabilsen” dedi…

“Sus” dedim…
“Bildim şimdi bana onu anlatacaksın, bana şehri bir şehir gibi anlatacaksın”
Sustu… hiç gelmedi bundan gayrı ihtiyar…

akşamlar sabahları kovalarken bekledim yollara revan, ağladım her susturduğuma benzeyerek, her susturuluşum geldi aklıma, her pusturuluşum gündüzlerden. Şafaklar gibi tez söndü ihtişamım, gelmedi… bir hikayat da burada başladı, burada sonlandı. Dedim “Bileydim böyle olmazdı” ses gelmedi. Dedim “gel” gelmedi… gelmedi… zenbilinden kan damlayan bir ulak gördüm yıllar geçince kırışmış yanaklarımla, tez elden bir haber uçurur gibi yıldırım gibi geldi, kan damlatarak. İhtiyar değil bu hikayat, bu hikayat ihtiyara… adice bir çuhaya sarılmış başını aldı geldi ulak, uzak bir şehirden,  “kim” dedim… “bilinemem” dedi ve sürdü atını hoyratça ve bakmadan arkasına, ağzından köpükler çıkan yılkısı Moğollardan, üstündeki aba obalardan gelen bir ulak gibi bakmadan, bilinemeden sürdü atını. Kalakaldım bir cansız başla, bir cansız şehrin en ortalık yerinde.

Şimdi sanmaz ki kimse her yolcu bir ceset ve her ulak bir ölüm. Şimdi sanmaz ki yürünen sokaklarında şehrin her yer ölümdür, şimdi sanmaz ki her şey bir ölümdür.

Bir ses işittim… ihtiyardı kulaklarıma gelen, bin yıllık diyardan, bin yıllık yaşlılığıyla, sanışıma konuşan ihtiyardı…
Dedi “sus”
Sustum…

2008

Mustafa Cemil Efe


 tüm denemeler / all essays

Hat Sanatı Güzeli Bulmak | Ahmet Karahisari | Aziz Efendi | Hamid Aytaç | Hasan Rıza | Hezarfen Necmeddin | İsmail Hakkı Altunbezer | Kadıasker Mustafa İzzet | Mustafa Halim Özyazıcı | Mustafa Rakım | Ömer Vasfi | Sami Efendi | Şevki Efendi | Şeyh Hamdullah | Yesari Mehmed Esad ve Yesarizade | Şehirler ve Şehir

 
© 2014 - 2017 Mustafa Cemil Efe www.mustafacemilefe.com / Tasarım Design Korelasyon